Atlet.IA & TÜBİTAK — Teknolojiyle ilk tanışma
Spor camiasından yakın bir arkadaşımın Atlet.IA fikriyle yola çıktık; ben satış, pazarlama ve spor sektörü tecrübemle katkı verdim. TÜBİTAK 1512 (BiGG) sürecine birlikte girdik. Dokuz Eylül Elektronik Haberleşme mezunu olsam da yazılım ve startup dünyasıyla ilk ciddi tanışmam oldu.
Fikir — Atlet.IA
Atlet.IA; sporcuları, butik spor salonlarını ve özel antrenörleri (PT) harita üzerinden buluşturan bir mobil uygulama fikriydi. Kullanıcı yakınındaki salonların ekipmanını, hizmetlerini, ücretlerini ve antrenörlerini görebilecek; antrenörler kendini tanıtıp rezervasyon alabilecekti. Kısacası kullanıcı için 'spor salonu bulunan bir Yemek Sepeti', antrenör için 'sporcu LinkedIn'i' olmayı hedefliyordu.
Gerçek saha araştırması
Fikri havada bırakmadık: pilot bölge olarak 83'ün üzerinde salonu olan Karşıyaka'yı seçtik ve 156 spor salonu üyesiyle anket yaptık. Sonuçlar boşluğu net gösterdi: katılımcıların %53'ü Google Haritalar'daki konum bilgisini, %88'i ekipman görselliğini, %85'i ise kullanıcı yorumlarını salon seçmek için yetersiz buluyordu. Atlet.IA tam da bu boşluğu doldurmak için tasarlandı.
Benim rolüm
Aslında teknikten büsbütün uzak biri değilim: Dokuz Eylül Elektronik Haberleşme Teknolojileri (önlisans) mezunuyum, iki yıllık da olsa bir elektronik ve teknik altyapım var. Ama elektronik tarafı bana göre değildi; ben spor sektörünü seçmiştim. Çevremde yazılımcı ya da bilgisayar mühendisi olmadığından, bu tarz proje geliştirme ve startup kültürüne açık konuşmak gerekirse uzaktım, bilmiyordum. Spor salonundan yakın bir arkadaşım Atlet.IA fikriyle bana geldi ve birlikte çalışmaya başladık. Ekipte yazılım/teknik işi ben yapmadım; katkım satış, pazarlama ve spor sektöründeki saha tecrübemdi: salonlar ve antrenörlerle ilişki kurmak, anket ve pilot çalışmasını yürütmek. İlk kez bir mühendislik ekibiyle aynı masada çalıştım ve bir yazılım projesinin nasıl kurgulandığını ilk kez içeriden gördüm.
Ne öğrendim
Açık konuşmak gerekirse son değerlendirme turunu, kazanmaktan çok deneyim olsun ve keyfini çıkaralım diye götürdük; yatırım gelmeyince de projeyi yarım bıraktık. Yine de bu dönem bende bir kıvılcım bıraktı: teknolojiyle üretmenin, bir fikri gerçek bir ürüne çevirmenin mümkün olduğunu gördüm. Süreç bitince kendi yolumu çizmeye başladım ve birkaç ay sonra e-ticarete giriştim. Bugün otomasyon ve yazılımla iş kurmamın tohumu burada atıldı.